ÇOCUKLAR

Yoruldum hem de çok yoruldum.

Haksızlıktan, seviden yoksun bakışlardan,

Kimi zaman da çaresizlikten yoruldum.

 

Ama her şeye rağmen ,

Sana, tanrıya , şizofren beyinlere rağmen,

Ben!

Kalkıp yeniden başkaldıracağım.

Çünkü;

Benim umutlarım var ve

Onların ölüm hakkı yok.

 

Huzur dolu dünyamın üzerinde ,

Uçan;

O keskin mavi bakışlı şahin ,

İşte o muhteşem Şahin

Ben olacağım.

 

Şimdiye kadar çektiğim,

Tek arzulu sancım.

Mutluluğun doğum sancısıydı .

 

İşte onlar çocuklarımdı:

Huzur , eşitlik, çoşku, aşk, barış, sevgi,…

 

Geniş kanatlarımın altında,

Ürkek çocuklarım olmayacak.

 

En küçüğüm aşk:

Bir türlü çözemedim ondaki gizemi.

Aşkım, kahve telvesi gibiydi;

Her içişten sonra ,

Başka başka şekillendiği gibi,

Başka başka anlamlar yüklenirdi.

 

Gülün kaderini ,

Hep ondan öğrenmek istedim.

Ama nafile

Aklı hep beş karış havada,

Bir dediği öbürünü hiç tutmaz.

 

Ne zaman bir şeyler söylesem,

Eşitlik:

‘Ben, bende varım.'diye sesleniyor.

Bilemiyorum nereden geliyor.

Bu kendine güven bu haklılık duygusu,

Her şeye burnunu sokuyor.

 

 

 

Birkaç sabahtır ;

Şişeyle tek başına buluyorum onu,

Çınar'ın arkadaşlar yerinde.

 

Onun işi de hiç kolay değil hani,

Koşuşturmak, anlatmak ,

Yazmak ,çizmek,

Savunmak,

Mücadele etmek…

 

Çok ,çok çok çalışıyor.

Benim canım yavrum!

 

Ne var?

İki tek atmış, çok mu?

Arınmak gerekir bazen yorgunluktan.

 

Biliyorum ;

O gücünü, kalbindeki,

Kırmızı gümüşten alıyor.

 

Gel gelelim huzura;

O, saklı bedende bulunmayı bekleyen göldür.

O, hiç karasız kalmadı.

Depresyon nedir?

Hiç bilmedi.

Ne öyle bir şey gördü, ne işitti, ne de yaşadı…

 

Hiçbir renk ;

Onda var olmaktan ,

Şikâyet etmedi.

Kırmızı bile asi başını eğdi, onun önünde,

Siyahın uyumu hiç bu kadar

Basit ve büyüleyici olmamıştı, kırmızıyla.

 

Onu,

En son gördüğümde

Bir yol tutturmuş gidiyordu.

Rahme dönüş yolundaydı.

 

Heeeeey HUZUR!

Böyle mi olacaktı ?