YOLUM ASLINDA ÇOK UZAKTA DEĞİL
Yıl 1999 Ağustosun son perşembesiydi.O küçücük kasabada yaşananlar öylesine masum ,öylesine huzurluydu ki…
En başından belliydi aslında yaşayacaklarım . Hayata inat , sana inat
yaşadım her şeyi. Sensiz üşüdüğüm yıllara saydım her şeyi. Şimdi bana diyorsun ki sesini duyar gibiyim anlat anlat (!) belki dinleyenin olur.Hiç bir zaman yalnızlığa kapılmadım seni seyrederken aslında sen hep benim yanımdaydın. Ağlarken içime akıttığım gözyaşımı, sessiz çığlıklarla adadım ,ben seni yağmurlara.Alıp götürmesinler diye…
İşte her gün o ağaçların oynadığı pandomim i, yaprakların mırıldandığı ezgileri, kelebeklerin saçtıkları muhteşem ahengi sadece burada bulabiliyorum.Bulabiliyorum bulabilmesine ama sorun sadece sensin be birtanem.Başka memleket istemiyorum sadece burası olmalı yolumun son unda. Yaşamak da ölmek de burada olmalı.
Üşüyorum ,bugün rüzgarın sesi içimi titretiyor sanki .Her zor şeyi seninle aştım ben burada ,İzmir in kaç kere ağladığını hatırlıyor musun? Kimse hiçbir şeyi bilmezken bizim içimiz bazen yağmurluydu , bazen de güneşli. İşte senin için direnişim bu yüzden.
Hatırlıyor musun bana herkes bir kere o iç boşluğa düşer demiştin .Biz seninle hep güçlüyü oynamak zorundaydık .Oysaki etrafımızda o kadar çok pinokyomuz vardı ki!Görmezden geldik hep bunları yeter ki bir adım daha atalım, takılıp düşmeyelim diye.
Ellerimi koydum beraber bindiğimiz kayığa ;boyaları çıkmış,kürekleri kırılmış,güneşin batışı rengini daha bir hüzünlü yapmış ellerimi bir türlü çekemiyorum.Sanki çekersem bir su perisi gelip beni rüyadan uyandıracakmış gibi geliyor.Arkama baktığımda dağın yamacındaki tapınaklar geliyor gözümün önüne. En komik olanı geldi şimdi aklıma bil bakalım işe girmem için bana referans veren sözde eski patronum kimdi? Hatırladın değil mi?
Dalgaların bugün bir tuhaflığı var her zaman sessiz sedasız kıyıya gelirler bugün kibirli , biraz ürkek gibiler.Konuşmak için hep yanıma gelen deniz kızı da ortalıklarda yok .Ondan beni senin yanına getirmesini istesem getirir mi ?Benim ki de sadece saçmalık değimli sana göre.Oysaki bunu bana sen öğretmiştin namlunun ucundakileri okurken.Bana kınalı kuzum derdin onu özledim , gitarını eline aldığında deniz koydum adını derdin de başka bir şey demezdin!kederi gerçekten sen de mi kaldı? Gerçekten denizine aldandın mı?
Artık güneş çoktan battı üzerinde oturduğum bu kayık , içinde bulunduğum bu şehir,akşamın koşuşturmalı hali , yabancısı , Türkü,köylüsü, su fisi , sadece gözleri dolanı , ağlayanı, gülmeye çalışanı buradalar. Sadece sen yoksun sen…Biliyorum yolum aslında çok uzakta değil yanı başındayım bu yaşam köprüsü denilen eğride. Sadece ellerimi tutacak bir sen istiyorum .Seninle beraber yaşlanmak istiyorum bu kasabada .Hayatımızı sorgulamadan, yakamozun yaptığı salsa gibi parlak ve özgür olmalı hayata dokunuşumuz .Bir yudum mutluluktur işte burada seni özlemek, nefesini içime çekmek .Hadi gel artık.Dalga ol hoyratça gel yanıma.
Deniz Ekmekçi