YASADIGIMDAN ÖZLEDIGIME
Uzaklarda bana göre çok uzakta küçücük seftali kokulu minik bir kasaba. Yurdun dört bir yanina armagan olarak götürülmüs saraplar olmus referansi .
Huzur buldugum bu cennet mekânda, sehrin içinde atamadigim o sessiz çigligi o bosluk duygusunu Sirince'de son landiriyorum.
Sirince; masum bir direnis içinde hala pinokyolar gibi durmadan burnu uzayan insanlara inat. Oysa burada yasam köprüsü bambaska.
Namlunun ucundaki insanlariz bizler, millet dans kurslarinda salsa yaparken bizler sufiler gibi mücadele etmekteyiz görev yolunda. Burada Adilcevaz ‘in daglarini arsinlarken ne yapiyorum nereye gidiyorum.
Bir kelebek gibi yasamak, özgürce uçup tüm çiçeklerden tat almak varken bir de sensizligimle bogusuyorum. Sorun sadece sensin diyemiyorum. Içim costukça cosuyor. Aslinda içimden geçenler baska yasadiklarimsa bambaska.
Ben tipki bir pandomim oyuncusu gibi sessizce oynuyorum rolümü bu daglarda.
Ne istiyorum biliyor musun? Sirince'nin Rumlardan kalma tapinaklarinin bulundugu yüksek tepelerinde bir denizkizi bir su perisi görmek kadar mucizevi bir degisim istiyorum yasantimda.
Anlat anlat (!) kim anliyor ki senin su kibirli ruhunu bu dünyada.
Sevim Gençer