JAN
Hayal kurmayi seven, hareketli ve akilli bir çocuk olan Jan, bes kisilik bir ailenin en küçük üyesi. Bu durum zaman zaman onun kendini yalniz hissetmesine neden olsa da onu çok seven bir ailesi oldugunu biliyor. En sevdigi oyun bulunmayi bekleyen göl oyunu. Yani herkesin bildigi saklambaç.
Jan bir gün evde oturmus tas koleksiyonunu incelerken, kapi çaldi. Jan annesinden önce davranarak kapiyi açmaya gitti. Kapiyi açtiginda gördügü manzara onun önce ürkmesine sonrada heyecanlanmasina neden oldu. Karsisinda duran esrarengiz kadinin uzun siyah saçlari, siyah bir pelerini, dizine kadar siyah botlari ve siyah sapkasi vardi. Jan esrarengiz kadinin ten rengiyle siyahin uyumu karsisinda saskina döndü. Siyahlar içinde ki kadinin parmaginda, kocaman parlak yesil tasiyla kirmizi gümüsten bir yüzük vardi. Jan merak içinde yüzügü izlerken kadinin arkasindan genis kanatlariyla bir baykusun geçtigini fark etti. Bu sirada kadin bir seyler söylüyordu ama Jan'in akli baykusta kaldi. Bahçede daha önce bir baykus görmemisti. Baykus esrarengiz kadinin olabilir diye düsündü. O sirada içerden annesi geldi ve kadini içeri aldi. Annesinin kadina büyücü dedigini duydu ve kadin annesine kahvenin telvesini çok koymasini büyücü nasil olurmus gösterecegini söyledi. Jan artik emin olmustu disarida gördügü baykus siyahlar içindeki bu büyücü kadinindi. Jan hizla bahçeye çikti kadini ve baykusu düsünürken, baykus yeniden göründü. Yaklasti bir agaca kondu ve Jan'a kendisini takip etmesini söyledi. Kadinin sirrini çözmeye karar veren Jan, bisikletine bindi ve baykusu takip etmeye basladi. Baykus alçaliyor yükseliyor önden gidip bir agacin üzerine konuyor Jan'i bekliyor sonra tekrar havalaniyordu. Merak ve heyecan içinde olan Jan, ormanin derinliklerine dogru gittiklerini fark etmiyordu. Birden baykusu gözden kaçirdi. Durdu etrafina bakindi. Hava pusluydu ve aksama dönmüstü. Yüksek ve sik agaçlar arasinda baykusu göremiyordu. O sirada agaçlarin ardindan sizan bir isik gördü. Bisikletini isiga dogru sürmeye basladi. Yaklastikça isigin tek katli ahsap bir kulübeden geldigini fark etti. Jan yavas yavas kapiya yaklasti. Ahsap kapinin önüne geldi ve bir kez daha sasirdi. Kapinin kirmizi gümüsten bir kolu ve parlak yesil bir tokmagi vardi. Elini kapinin koluna uzatti tam açacakken çalilarin arasinda bir çitirti duydu telasla diger yanda duran kirik fiçinin arkasina saklandi. Hem bedenini saklamis oldu hem de geleni görebilecekti. Gelen siyahlar içindeki büyücü kadindi. Kirmizi gümüs yüzügünün oldugu elinde bir büyük bir kitap vardi. Jan bu kitabin büyü kitabi oldugunu düsündü. Sessiz ve hareketsiz beklemekten çok sikildi ama baska çaresi yoktu. Kadin onu fark ederse ömür boyu bir fareye dönüstürebilirdi. O zaman hayati boyunca evdeki kediden kaçarak yasamak zorunda kalirdi. Jan bunlari düsünürken kapi açildi ve kadin kulübeden çikarak uzaklasti. Jan coskuyla kalkip yeniden kapiya yöneldi. Yavasça içeri girdi. Kulübenin her yerinde mumlar yaniyordu. Jan büyücünün elinde ki kitabin masanin üzerinde oldugunu gördü. Incelemek için yaklasti. Kitabin üzerinde rahme dönüs yaziliydi. Merak içinde olan Jan kitabin kapagini açip ilk cümleyi okumaya basladi. “ruhunun huzursuzluktan arinmasini mi istiyorsun, o zaman rahme dönüs yolculuguna hos geldin.” Arka sayfayi çevirip bir cümle daha okur; “ depresyona giden yola çukurlar kazalim…” Jan yazilanlari okuyordu ama ne anlama geldigini anlamiyordu. Diger sayfalara da göz atmaya basladi. Bunlarin iksir tarifleri oldugunu düsündü. Her sayfa da baslayip biten yazilar vardi. Bir kaç tanesini okudu. “ mutlulugun dogum sancisi ”, “ siseyle tek basina ”, “ sizofren aska mektup” , “ gülün kaderi böyle mi olacakti ?”Jan okuduklarindan bir sey anlamiyordu ama bunlarin korkunç büyüler olduguna emindi. Belki de kadin annesine büyü yapmisti. Keske evden çikmasaydi ama o zamanda kadinin sirrini ögrenemeyecekti. Jan bu kadinin kötülüklerine kayitsiz kalamazdi. Kendine güvenini topladi ve kitabi yanina almaya karar verdi. Kimsenin bulamayacagi bir yere saklayacak ve siyahlar içinde ki kadinin büyü yapmasini önlemis olacakti. Jan muhtesem bir is yapmanin verdigi keyifle kapiya dogru yaklasmisti ki. Kapinin hizla açilarak kafasina çarptigini hissetti.
Uyandiginda Jan yataginda yatiyordu. Önce basinda duran annesini gördü. Tam annesine kadinin büyü kitabindan bahsedecekken bir ses, iyi olup olmadigini sordu. Jan sesin sahibini görünce hizlica yataktan firladi. Ses büyücü kadina aitti. abileri de odadaydi. Jan olaylara anlam veremiyordu. Hepsi büyücüyle konusuyor sakalasiyor ve gülüsüyordu. Sonra kadinin büyü kitabinin büyük abisinin elinde oldugunu fark etti. Demek her seyi biliyorlardi. Demek kadinin foyasi ortaya çikmisti. Ama o zaman neden hala kadin aralarindaydi? Jan bunlari düsünürken annesi yanina geldi ve büyücü kadini göstererek “misafirimizle tanismadan oyun oynamaya gitmen hiç hos bir davranis degildi ama basina gelen kaza yüzünden bu konu üzerinde durmayacagim” dedi. Jan in kafasi daha çok karismisti. O sira da odaya babasi girdi. Herkesi selamladi büyücü kadina hos geldin dedi ve Jan in iyi oldugunu ögrendikten sonra annesinden neler oldugunu dinlemek istedi. Annesi anlatmaya basladi. Abisinin arkadasinin geldigini kapiyi Jan'in açtigini söyledi ve devam etti: “sonra biz oturma salonuna geçerken Jan hizla disari firladi. Pesinden bende çiktim o sirada düsmüs yerde yatiyordu. Sonra içeri aldik yatirdik. Bir süredir uyuyordu. Yeni uyandi” dedi. Jan bunlari dinlerken baykusu düsündü. Acaba baykusu gerçekten görmüs olabilir miydi?
Elif Canbolat