SESINE SES
“ Neresi burasi ?” diye haykiririm her tiksinti duydugum düsümden uyanirken. Yorgun düsmüs bedenim sokulacak bir anne kucagi arar; ama yine dipsiz kuyu açmistir kollarini ve düsüveririm o kuyunun içine düsümle, yorgunlugumla.
Her seferinde kuyu mutsuzluguma bagirir “ Benim adim huzur ” diye. Ah bir inandirabilse bu söyledigine beni ve digerlerin, bir daha asla salivermeyecek cömertçe açtigi bagrindan hiç kimseyi. Kapatirim kulaklarimi. Duvarlarina çarpa çarpa kaçmaya çalisirim bir kelebek gibi. Kuyu neden bu kadar sessiz? Neden bu kadar tepkisiz?... Ben kaçiyorum! Özgürlüge uçuyorum!... Ses yok… Ne zaman ki çarptim suyunun aynasina bir yas indi dilimden tirnagima “ kelebekler yüzemez ama…” Kalbini görüyorum en sonunda: soguk, buz gibi; saydam, duru, saf, kirilgan. Neydi bu? Bu tam bir saçmalik . Son bir dirençle uzanirim gökyüzüne dogru. Kuyu yine seslenir ardimdan: “Beni bir dinler misin? Lütfen dinle! LÜTFEN BIRI BENI DINLEYEBILIR MI ?” Çoktan ulasmisimdir aydinliga, hos bir bosluga. Gözümü kör eden aydinliktan önce gördügüm son sey, mutlu bir isyankarlikla yüzünü çeviren kuyu olur. Aslinda aydinliga ulastikça pisman olmusumdur kaçisimdan; ama çok geçtir artik. Çünkü karar çoktan verilmistir.
Simdi her kavsakta canla basla mendil satan, sokagin dogurmadigi sokak çocuklarini izlerken ve her birinde mutlaka o dipsiz kuyuyu görürken, nasil kaçabilirim Anadolu mun gerçeginden. Baktigim onlarca yüz arasindan ruhu en az yalama olacak sansli veletin hangisi oldugunu bulmaya çalisirken yasama bakisim yön degistirir her seferinde. Çikmaz sokaklardaki sokak lambalarina uçusur bütün düsündüklerim, kelimelerim. Yani o kadar kimsesiz, o kadar sessiz… Düsümdeki kibirliligimdir hakli hissettiren kaçisimi memleketimden. Bilirim ki hiçbir kapanis cümlesi yeterli olmayacak yeni baslangiçlara, yeniden doguslara .
DUYGU YASAR
1A HZ YAZ