AD-SOYAD: Fatma Çek
Bugün de her zamanki gibi bir yerlerdesin ama… Yoksun!
Bugün bambaska duygularla uyandim yatagimda. Yüzümdeki nedensiz bir tebessüm, yüregimde anlamsiz bir sicaklik vardi. Birden yadirgadim bu alisagelmemis ruh halimi. Oysaki yillardir öylesine esir olmustum ki soguk yanlizligima bu beklenmedik tatlilik birden çok büyük bir lüksmüs gibi geldi varligima.
Yillardir uyuyormusçasina bir agirlik hissettim üzerimde yatagimdan dogrulmaya çalisirken. Sanki eklemlerim bastan asagi bir inatlasma içerisindeydi benle hareket etmemem için. Direndim, kanmadim bu sefer beni esir almaya çalisan vücuduma…
Banyodaki aynada kendime baktim dakikalarca. Nasil da zayiflamisim! Sanciyan yanimin acisi belli ki tesir etmis her bir yanima. Tereddütlü bir sekilde pencereye yaklastim, perdeyi araladim usulca. Odamda daha karamsar bir ortamla karsilastim, söz de günün en aydinlik olmasi gereken saatinde. Yagmur damlalari pervasizca dövüyordu camimi. Sanki her bir damlanin tek bir derdi vardi, o da bendim… Birden seni hatirladim. Hih! Sanki seni hiç unuttum da! Bilirsin küçüklügümden beri çok korkarim evde yalnizken yagmur yagmasindan. O yagmur damlalarinin sanki birer kizgin ates parçasi gibi penceremi dövmeleri küçük bir çocuk gibi korkuturdu beni. Ne zaman yagmur siddetli bir halde yagsa, sen önce eglenirdin karsima geçip benim bu korkmus halimle. Sonra dayanamaz gelir simsiki sarilirdin bana. Benimle eglendigin için sana olan kizginligim, bana sarildiginda kaybolurdu bir anda. Bu gizli bir oyundu aslinda ikimiz arasinda. Belki de bu zamanlar ögretti sana sarilmanin degerini bana. Simdi gene yagmur damlalari acimasizca dövüyor kalbimi. Sen yoksun bu sefer yanimda. Sen yoksun ya, ben de korkmuyorum artik damlalardan .
Umut … Hani bir yerlerde hep var olan, hayatta tükenmeyecek olan sey var ya, iste o… Umut!
Bir umut bekliyorum seni ben her yeni dogan günle. Her gün yeni bir “sen” umuduyla uyaniyorum büyük bir heyecanla. Hani sen bugünlerde de gelmiyorsun ya dünler gibi, kiziyorum sana çocukça. Sonra sana kizdigim için kendime kiziyorum. Gelmeyisine karsi isyan sayma mizmizligimi. Sadece… Neyse!
Sabah uyandigimda içimde hissettigim o tatli kipirti hala bende oturuyorum bir koltuga. Sen gittiginden beri çok seyi sorgular oldum hayatla ilgili. Biliyor musun, hayatin ilk sorusu nedir , diye düsünüyorum günlerdir? Ya da bir kedinin gerçekten dokuz cani var midir? Sahi nasil yüzüyor o koca gemiler denizlerde? Of… Saçmaliyorum gene! Bos ver sen beni canim, yasadigim çöküsün etkisiyle , kafa bir milyon olmus haliyle.
Geçen gece rüyamda seni gördüm. Her zaman birlikte gittigimiz kir kahvesindeydik. Derken bir bebegin seslenisi çalindi kulagima. Sen sefkatle bakindin etrafina. Birden yanimdan kalktin, yavas yavas uzaklastin. Bir mesalenin isigiyla birlikte sönüp gittin yanimdan yavasça... Geçen bir din adamina gördügüm rüyanin tabirini sordum. Gülümsedi… O gülümsedi, ben anladim… Anladim ve agladim!
Hani senle ögrencilik yillarimizda, okulun önünde en yakin arkadaslarimizin kurdugu grubun konser biletlerini sattigimiz gün vardi, hatirliyor musun? Alnimizin teri ile kazandigimiz ilk parayla, sen bana kahveyi çok sevdigim için harika bir kahve fincani almistin. Geçen gene yanlislikla o fincani kirdim. Ellerim kesik içinde su anda. Ama önemi yok. Bana hediye ettigin o fincan kirildi ya sanki bir yanim daha acidi…
Su anda nerdesin ne yapiyorsun kim bilir? Hani sen özgürlügün için yasiyordun ya özgür müsün simdi acaba? “Özgürlük için vahsete bile katlanirim” demistin ya, merak ediyorum alabildigin mi acaba 5 paralik özgürlügü bakkal amcadan? Hani beni özgürlügün için birakip gittin ya… Degmistir insallah. Belki de hakliydin. Zincirleri kirmak gerekir bazen…
Gün aksama varmaya basladi. Içimde tarif edilmez bir mutluluk yüregimde sen, hadi artik kir zincirleri de gel!