BUNUN SONU YOK SANKI
- Sorun sadece sensin ! Bagirislariyla baslayan kavgalarimizi özledim…önce sen bana, sonra ben sana böyle haykirirdik.
Sonra ne mi olurdu?
Ben ellerimi kollarimi saga sola savurup sana , su Italyan oyuncular gibi türlü jest ve mimiklerden olusan ahkam kesmelerime baslardim.Sen anlamini bile bilmedigin,-haa sonradan ögrendin tabii anlamini- kelimeyi kullanarak cevap yetistirirdin:
- Pandomime gerek yok be güzelim, anlat anlat sen !
Sahi ne zaman ögrenmistin anlamini pandomimin? Benim zorlamamla okudugun bir makaleden sanirim.Senin gazete okuyorum diyip sadece son sayfa spor haberlerine bakmani da özledim.
Evet , sen uzaktasin su an.Ikimizin huzur dolu bir tapinak olmasini dileyerek kurdugumuz yuvamizdan çok uzaktasin. Ben bu yuvanin içinde salinan, masum bir kelebek olarak kalmaya mahkum muyum ? O kadar narin ve kirilgan miyim?
Sanmiyorum canim sanmiyorum. Artik ben de degistim.Sen uzaksin ve ben degistim, bu uzaklik ve degisim birbirine bagli oldu.. Yasam köprümüz üzerinde bir uçta sen varsin, bir uçta da deniz kizindan , su perisinden -hani sen bana öyle hitap ederdin ya- kibirli ,kendini begenmis, burnu havada dolasan bir cadi- son zamanlarda öyle hitap etmeye baslamistin bana- var artik…
Ne büyük çeliski degil mi? Hem özlüyorum seni, hem de sana olan kizginligimi yasiyorum hergün. Özlemek degil belki de bu, aliskanliklarima geri dönme istegi sadece. Nelere mi alismisim senle? Bazi Pazar sabahlari önüme gelen kahvalti tepsisine,odadan kraliçe hazretlerine reverans yaparak çikan, trassiz bir kocaya, ve en önemlisi, sürekli yalan söyleyen, fakat burnu uzamayan bir pinokyoya alismisim.Benim Pinokyoma, sana.
En çok da, benim olmana alismisim.
……..
Gittin iste.Üstelik gitmeni de ben istedim.Su içimdeki gurur beni biraksa geri gel diyecegim.
Sessizce agliyorum geceleri, sessiz çigliklar atiyorum.Resmen direniyorum, elim telefona gidiyor, ama seni aramiyorum.Nafile bir çaba olacak biliyorum.
Içimde olusan kocaman boslugu, seninle de tanistigimiz salsa barlarda kapatmaya çalsiyorum. Dans ediyorum bolca , müzikler beni dinliyor, adimlar kendiliklerinden atiliyor.
Seni sevmemeliyim ben, beni üzen, beni kizdiran birini sevmemeliyim, özlememeliyim de.Hatta yasadigimiz hiçbirseyi hatirlayip iç geçirmemeliyim…Ama yapamiyorum.
Bir sufinin sabrina sahip olup hayata ve hayatin sunduklarina saygi duymayi ögrenmeliyim, her seyin bir sonu varmis.Büyük, masalsi asklarin da.-her masalin gerçekten sonu yok mu? Hala süren bir masal var mi?- Yok-
…..
Elimde degil,bu mesaji yaziyorum iste.Umarim yaninda yeni sevgilin olmaz, ya da baska biri ve hemen cevap verirsin..Senin ve benim favorim De nero'nun yeni filmi vizyona giriyor, sensiz seyretmenin manasi olmayacak.Yaziyorum iste.Gurur denilen belayi bir kenara atip hem de.
‘' selam, ben Hülya, cumartesi gecesi ‘ 'namlunun ucundakiler'' ‘e gidelim mi?''
Figen Erdeveciler