MASKELER, YOLLAR VE VAZGEÇIS

 

 

 

 

Beyaz bir odada, bembeyaz çarsaflara dolanmis olarak uyandiginda; midesinde agir bir sanci duyuyordu. Sanci mi uyandirmisti onu, yoksa uyandigi yasam mi sanci çekmesine sebep oluyordu emin degildi. Sabahin bu erken ve görece serin saatlerinde , tüm bedenini kaplayan sancilar içinde, kendini çok yorgun duyumsadi.Tüm yasamindan tiksinti duyuyordu. Asla pismanlik degildi bu, sadece tiksiniyordu.

 

 

Yasamini kurgulama biçimi, ona ögretilenler, toplumun tüm kurumlariyla Ona ve onun gibilere dayattiklari, bugün bu yatakta, agir sancilar içinde kendini seyrettigi bu sabaha tasimisti onu adim adim.

 

 

20'li yaslarinin ortasini çoktan geçmis, iyi egitimli, iyi kazanan bir "plaza kadini"...Kusarak kahkaha atmak istiyordu...Aslen plazalar pek kadinsi yerler degildi ve içine girmek sanildigi kadar kolay olmuyordu. Buraya gelene kadar ödedigi bedeller, vazgeçtigi tüm hazlar, ruhunu kirbaçlamis, kisiligini törpülemis ve geriye sadece bir kilif birakmisti. Adina beden dedikleri, ruhu çalinmis kupkuru bir kilif...

 

 

Bugün artik çok iyi biliyordu ki; yasama bakisini degistirmeye ihtiyaci vardi. Bedenindeki son ruh kalintilarini da kaybetmeden önce; yeni bir baslangiç yapmaliydi. Yeniden dogmali ve kendi gibi olmaya çabalamaliydi. Kendinin ne oldugunu bilmiyordu, ama bu, oldugu kadin, olmak istemedigini biliyordu.

 

 

Hayat bir yoldu kavsaklari, dönülmez yollari,çikmaz sokaklari olan bir yol. Bazen bir kavsaga geldigimizde yanlis yola dönebiliyorduk, bazen dönülmez levhalarini hiçe sayabiliyorduk. Bazense döndügümüz yolun çikmaz sokak oldugunu ancak yolun sonuna geldigimizde anlayabiliyorduk. Isaretler her zaman dogru yolu göstermiyordu, aslinda dogru bir yol oldugundan emin bile degildi.

 

 

**

 

 

Bütün çocuklugu ve ilk gençligi; anne ve babasinin aile dostlarinin arkasindan fisildastigi; "sansli velet" ,"en sempatik çocuk" laflarini dinleyerek geçmisti. Basarili okul yasami ona parlak bir kariyerin kapilarini açtiginda hiç düsünmeden o kapidan girmisti. Ama bugün kendi için kurgulanmis bu yasamdan artik yorgun düsmüstü.

 

 

Bu bir saçmalik diye geçirdi içinden. "neresi burasi , neredeyim ben...gerçekten burda olmak istiyor muyum?" Yasam ona hosluklar getiriyor gibi görünmüs ama karsiliginda özgürlüklerini çalmisti.

 

 

Maskeler olusturmus oldugunu farkediyordu derin bir siziyla. On yüz; tanimadigi onlarca yüzü vardi ama, hiç biri kendisi degildi.Bütün bunlar düste kibirdi.Gerçek

olmayan hayatinin, gerçek olmayan kibri. Kurgulanmis bir düse inanmis ve kendi diyecegi bir sey olmadan "kendi" dedigi seye baglanmisti.

 

 

Bunlara dur diyebilecek gücü kendinde bulup bulmayacagini bilmiyordu . Ani bir kararla yataginda dogruldu. Yas tutmakla kaybedecek zamani yoktu.Yeterinden daha fazla zaman kaybetmisti. Bu kuyuda kaybolmadan önce, hayatini degistirmeliydi.

Yatagindan kalkti, telefonuna uzandi. Annesinin numarasini hiç tereddüt etmeden çevirdi. Uzun uzun çalan telefon açildiginda, annesinin bezgin sesi önce onu yildirir gibi oldu; ama vazgeçiremedi. Annesine kisaca; sürdürdügü bu hayatin kapanisini yapmak istedigini anlatti. Bati Anadolu'da bir kiyi kasabasina yerleseceginden bahsetti. Onun ardi arkasi kesilmeyen sorularini ustalikla savusturdu. Bu kaotik denizde kelebekler yüzemezdi, o nedenle gerçek bir denize ulasmaliydi. Annesi önce tepki gösterdi, ama dinledikçe kizinin sesinde bagiran " biri beni dinlesin" çigligini duymazdan gelemedi. Sadece karar verdiginde bile bu kadar rahatliyorsa; güzel kizini azad etmeli, ona yol vermeliydi.

 

 

Telefonu kapatti. Beyaz çarsaflara kendini tembel bir gülümsemeyle beraber birakti. Esaretine geri dönmeyecekti. Artik "benim adim huzur" diye geçirdi içinden...Yapacak bir sürü isi olacakti simdiden sonra. Nasil tasinacaginin, ne yapacaginin planini yapmaliydi. Aniden kahkahalarla gülmeye basladi artik plana ihtiyaci yoktu. Biraz daha uyumak için yüzükoyun uzandi....

 

 

 

 

 

 

 

 

ISIK KARYENIÇ

27 HAZIRAN 2008

Narlidere