YANILGI
Gökyüzündeki martilar genis kanatlarini açmis huzur içinde havada süzülürken bulunmayi bekleyen bir gölün üzerinde bulurlar kendilerini.
Gölün muhtesem manzarasi ve ayin gölün üzerine kirmizi gümüs yansimasina kimi martilar kayitsiz kalirken, kimileride ürkek bir tavir sergileyerek etrafi kesfetmeye baslarlar.
Elindeki siseyle tek basina oturan adam martilarin bagirislariyla birden kendine geldi. Bagirislarini merak ederek onlari incelemeye basladi.
Çaliliklarin arasindaki sakli beden etrafinda toplanmis martilarin bagirislarinin cosku degil, çaresizlik bagirislari oldugunu simdi anlamisti.
Gördügü ölü martinin beyaz tüyleri üzerindeki siyahin uyumu sanki bir ressam firçasindan çikmis gibiydi.
Gagasindan akmis kahve telvesi kivamindaki kan bu tabloyu tamamliyordu.
Bu görüntü karsisinda diger martilarda “Böyle mi olacakti” der gibi cansiz yatan bedene bakip sanki agliyorlardi.
Bu durumdan etkilenen adam bulundugu yerden kalkip, yeniden gölün kenarina gelerek anne rahmine dönüs pozisyonunda oturup düsünceye daldi.
Kisa sürede yasadigi bu sikintili depresyon durumundan biran önce arinmak istiyordu.
Mutlulugun dogum sancisi çigliklari kulaklarinda çinliyor gibiydi.
Yeniden kendine güveni gelip, ayaga kalkti: “Hazirim buradayim” diye cesaretle bagirdi ve oldugu yerde yigilip kaldi.
Bütün bu yasadiklari sadece sizofren bir beynin kendisine yaptigi oyunlardi.
Bircan ASRAV