ATALAR DIYARI
Menemen'in Seyrek Beldesi'nden Yunanistan'a bir tur düzenlendi. O tura bende katildim. Çarsamba saat 12.00'de Seyrek Beldesi'nden hareket ettik. Hepimiz atalarimizin yasadiklari yerleri görecegimiz için çok coskuluyduk. Sabaha karsi feribotla bogazdan geçerken kayitsizca, disariyi seyrediyordum. O karanlikta denizin dalgalarinda siyahin uyumunu gördüm. Persembe sabahi saat 07.00'da Ipsala kapisindan, saat 08.00'da da gümrükten Yunanistan'a girdik. Ilk geldigimiz yer Dede Agaç'ti, Gümülcine'ye geldigimizde bir Türk kahvesinde mola verdik. Kahve içtik kahvenin telvesi çok koyuydu. Içime büyük bir huzur doldu. Selanik'e geldigimiz gece tavernaya gittik. Müzik muhtesemdi, yalniz orada bir kisi masada siseyle tek basinaydi sizofrenik bir görünümü vardi. Ürkek gözlerle, etrafa bakiyordu. Öyle bir bagiriyordu ki, zannettik deprem oldu. Bir sey yapamamanin çaresizligi içinde baka kaldik. Sabah Langaza Belediyesine geldigimizde orada, Osmanlidan kalma bir Türk hamami vardi. Içindeki o büyük havuz bulunmayi bekleyen bir göl gibiydi. Öyle bir yikaniyorlardi ki arinmak istercesine. Atalarimizin yasadigi köy, Alanyi'ya geldigimizde sanki orasi sakli bir beden gibiydi. Kendimi rahme dönüs gibi hissettim. O anda üstümüzden bir kus geçti, genis kanatlari vardi. Oradan ayrilirken, mutlulugun dogum sancisini yasadim. Kalkip yeniden Selanik'e gelip "Atatürk'ün evini" gezdik. Her sey öyle muhtesem diki, kendine güvenmenin huzuru içinde oradan ayrildik. Selanik'te Osmanlidan kalma bir Türk kalesi vardi. Kaleye baktigimda içime bir hüzün çöktü, böylemi olacakti. Sabah Kavalaya geldigimizde. Günes parlak ve kirmizi gümüs rengiydi. Kavalali Mehmet Ali Pasanin imaret hanesinin önündeki, güllere benim hayranlikla baktigimi gören bir yunanli, bir gül koparip ta bana verdi. Türkiye'ye gelesiye kadar o gülde soldu buda gülün kaderi. Böylelikle bizim ata diyari gezimiz sona erdi.
Memnune Erol