Mustafa Korkmaz
Iste en sonunda basarmisti. Son gemiyi de yakalamisti.Artik cok daha yakindi olmak istedigi yere onunde sadece asilmasi gereken bir engel kalmisti.Geminin dudugu caldikca sanki geminin kazan dairesindeki kadar yanan kalp atislarini duymaya basladi.Hersey yeniden baslayacakti onun için belkide!Ama biraz daha zamani vardi buraya kadarki yolculugu gideceginden daha kisaydi.Heyecani gecince aklina bu sorularin cevaplarini getirmeden yapamadi.O da zaten bir sekilde gecerdi.Artik yeni bir hayata giris için onunde sadece bir kol vardi ve giriverdi içeri daha olayin dusunurken guvertenin öbur ucundaki barin kapisi onunde buluverdi kendini ve daliverdi.
Pek kalabalik degildi girdigi mekan.Insalar bu guzel havada disarda olmayi tercih etmislerdi.Aldiris etmeden garsonun kendisini izleyen gözlerini fark etmeden de ilisti bir köseye.Zaten pek umursamazdi da bu gibi seyleri.Birden içerdeki sessizligi bozan tuhaf kahkahayla geldi kendine.Adam belliki sarhostu ve yanindakilere anlasilamaz bir dilde bisey anlatiyordu anlamamisti ne konustuklarini ama kendisinide eglendirmisti adamin bu kahkahasi.Sonra birden babasi geldi aklina O da böyle içerdi ama gülmezdi onun gibi.Kaç gecesi içeri odadan gelen kavga sesleriyle sonlanirdi. Alkolik bir baba ve koturum bir annenin en küçük ogullariydi ama kendisi hiç içmemisti bu zamana kadar.Ama gidecegi yerde minik bir kutlama yapacakti söz vermisti kendine.Disari çikmak istedi temiz havaya ihtiyaci vardi çünkü .Içeri gireli kisa bir süre olmasina ragmen duramadi sevinci ve kederleri birakmadi yakasini. Amac i belliydi ama nezamana kadardi bu gidisler. Çare olmuyordu biçare yalnizligina.Sevdigi kizda yoktu artik yaninda dayanamamisti bu gidislere zavalli bedeni kaldiramadi bu kadar heyecani.Oysa Tanrinin yeryüzündeki gölgesiydi onun için. Tanriça yapmisti Onu kendisine Artik yollari ayirma zamani geldi dedi ona kendisini ona en yakin hissettigi zaman kiz.Elinden hiç bir sey gelmedi.Gelemezdi de.O da farkindaydi.Vermisti kararini artik geri dönüsü yoktu bu yolun.Ne kadar yalvarsa nafileydi artik kirilmisti umudunun kanadi en nihayetinde.Yoluna kul köle olsa olurmuydu acaba. Kölenim diye haykirsa kalip gitmezmiydi ki?Diye düsündü camdan disari bakarken ki Özgürlük yolculugunda.Yerinden kalkip dogruca güverteye gitti. Karsisinda durmaliydi artik hayatin tüm zorluklarina ragmen.Güvertede yürürken insanlarin yarali bir martiyi beslediklerini gördü.Arkadaslari gökyüzünde onun tekrar uçup aralarina karismasini bekliyorlardi.Avazlari ciktigi kadar bagiriyorlardi arkadaslarina ama cevap gelmiyordu onlara martidan.Maalesef basaramayacakti marti ,bu durumu biliyordu .Çocukluk zamanlarinda evlerinin arkasindaki koru lukta cok bulurlardi yarali, kanadi kirilmis güvercin yavrularini.Yardim etmek istedi ama çekindi kendi ellerinde ölmesinden.Istemeden de olsa birtanesinin ölümüne neden olmustu orada.Insanlari görmeye pek alisik olmayan bir sincap korulukta karsilarina cikinca avucunda tuttugu guvercin yavrusunu sikivermisti bir anda.Kendilerinde korkan sincabi da arkadasi sapanla öldürüvermisti.Martini ölüme direnis i bosunaydi kaybetmisti artik.Arkadaslarinda sanki anma töreni yaparmiscasina sustular son bir bakis atip arkadaslarinin yerde yatan cansiz bedenini selamlayip yavas yavas dagilmaya basladilar.
Martilarin bagirismalarindan sonra sessizlik hoparlorden ikinci kaptanin kopru ye gelmesini isteyen bir sesle bozuldu.Galiba bir sorun var diye dusundu kendince.Acaba bozuldumu gemi diye dusundu.Gidemeyecekmiydi ki yinemi kalacakti buralarda?Acikmaya da baslamisti biryandan da.yanina katik olarakta bir sey alamamisti.En sonki parasinida bileti almak için harcadi.Oturuverdi hemen ordaki iskemleye.Ayaklarinda dermanda kalmamisti.Yaklasik bir aydir yoldaydi.dayanilmaz derecede bir agirlik hissetti.Gecelerdir dogru düzgün bir uyuyamamisti.Yolculuklar ve heyecani uyutmamisti kendisini.hafif bir uykuya daldi oturdugu yerde.Rüyasinda daha önce hiç gitmedigi bir yer gördü kendini. Insanlarin sinirsizca eglendigi içip sarhos olduklari bir eglenceliydi.Insanlar alkolünde etkisiyle dansöz gibi göbek atip gerdan kiriyorlardi.Yaninda bir kiz görüyordu ama tanimiyordu onu.daha önce de hiç görmemisti.Kiz kendisine “ Sen kimsin “ diye bi soru sordu.Uyani verdi bir anda.Uykusu en ufak sese karsi bile hassasti.Güveretede bir köpek yavrusunu seven daha önce gördügü ama hatirlayamadigi o sarisin dilberi gördü.Uykusunda duydugu cümleyi köpegi seven kiz söylemisti.Sonra ayni soruyu kendine sordu.” Kimim ben ” Taniyordu bu kizi gençlik askiydi.Kendi evlerinden sadece 2 sokak asagida denize daha yakin bir yerde oturuyordu. Yasi küçüktü ama ilk kez ona asik olmustu.
Yaz aylarinda ayni yerden denize girerlerdi.Kiz ondan cok daha hizli ve güzel yüzerdi.Hatta arkadaslari ona “ Deniz kizi ” derlerdi kendi aralarinda.Her aksam kizla konusacak kendi varligindan haberdar edecekti onu diye kendine baski yapardi.Ama kendisi için ulasilamaz bir kizdi.Sonra aklina sirayla annesi,kendisine ne kadar kötü günler geçirsede babasi ve sevdigi insalar geldi.Dogrumuydu acaba yaptiklari insalari yüz üstü birakip gitmek?Kendi acilarina onlarida karistirmamak?E ozaman nerde kalirdi ailenin destek olmasi onlarda yardim alinmasi.Buna hakki yoktu.Yapamazdi bunlari onlara.geri dönmeliydi inmeliydi bu gemiden hareket etmeden.yoksa çok geç kalabilirdi.Apara topar hazirladi kendini zaten cantasi bile yoktu.Yaklasik on dakika önce kendisi gibi neseyle bindikleri gemiden soguk terler dökerek iniyordu artik kacarcasina.Insanlara carparak, kalabaligi yararcasina ilerliyordu iskeleye giden yolda.Özür dilemeke için bile duramiyordu biliyordu en ufak yavaslama sonucunda duracakti inemeyecekti gemiden.Geminin iskelensin alinmasiyla atlayiverdi kendi topraklarina tekrar.Mutluydu sanki.Derin mavide yol alan geminin arkasindan umudunu yitirmemisti sadece biraz ertelemisti ve su dusunce aklindan gecti “” Hanidir benim umutlarimi tasiyan gemi son bir el sallamasiyla ugurladi geleceginin terk-i diyarini .