10 Aralik 2007/ Pazartesi
Yalnizim yine. Öylesine oturuyorum. Öylesine yapiyorum her seyi. Su içmek, yemek, uyumak, öylesine… Aklimda bir sürü soru… Cevaplanmayi bekleyen ama cevaplanabilme umudu zaman geçtikçe azalan. Kafam bir milyon yine. Düsünüyorum. Düsündükçe farkina variyorum ne soguk bir yalnizlik içinde oldugumu. Bunu bilmek, bunu her defasinda bir kez daha anlamak içimi acitiyor. Bir savastayim sanki herkesle ve kendimle. Herkese karsi duruyorum tereddüt etmeden. Ama en çok kendimin karsisindayim. Duvar gibi, zirh gibi… Asilamaz, geçilemez. Ne desem fayda etmiyor kendime. Ne yapsam bosuna. Basimi alip gidesim geliyor benden. Isyan edesim, bagirasim, duvarlari yikasim geliyor. Bazen cesaretleniyorum, ümitleniyorum. Tam kaçacakken, tam yikacakken duvarlarimi, kendimi; elim kolum baglaniyor, aklim duruyor. Yapamiyorum. Öylece yikilip kaliyorum. Zaman geçtikçe anliyorum, kendimden kaçmak isterken kendimin esiri oldugumu. Böyle olmamali diyorum. Tutunacak bir seylerim olmali. Tutunup simsiki sarilacagim, beni kendi esaretimden kurtaracak bir seyler olmali. Hayatin ilk sorusu degil belki ama önemli bir sorusu: “Tutunacak neyim var bu hayatta, beni hayatta tutan?” Duruyorum, düsünüyorum. Içim daraliyor, içim karariyor gittikçe. Beni aydinliga çikaracak bir mesalem olsa keske diyorum. Keske daha fazla canim yanmadan çikabilsem bu karanliktan. Gözlerimi kapatiyorum. Ellerimi uzatsam tutacagim o mesaleyi sanki. Tutmaya çalisiyorum. Olmuyor. Uzanacak gücüm yok. Bir bakiyorum ellerim kesik . Ellerim yarali… Tipki yüregim gibi. Yüregim, sanciyan yanim … Sevdikçe yaralanan, güvendikçe sarsilan yanim. Yüregim… Tek ihtiyaci biraz sevgi, biraz sefkat olan yüregim… Içimdeki savasin tam ortasinda kalan yüregim… Kendi esaretimden kurtulmak için onu feda etsem diyorum. Görmezden gelsem, umursamasam. Özgürlük için vahset olur bu. Kendi özgürlügüm için vahset. Yok bunu yapamam. Bu kadarina cesaretim yok. Yüregimde alinteriyle biriktirdigim, beni hayatta tutan sevgilerimi hiçe sayamam. Zaten o kadar azlar ki… Olsun, ben inanmak istiyorum o sevgilere. Bir din adaminin Tanri'ya inanmasi gibi inanmak; Tanri'ya baglanmasi gibi baglanmak istiyorum. Yine kendimin karsisindayim ama. Kendimle savasta. Bitsin artik istiyorum uzun zamandir süren bu kendimle savasim, bu çöküsüm . Aydinliga çikmak istiyorum. Umut etmek, özgür hissetmek. Tüm bunlar bir rüya olsa. Kötü bir rüya… Bir bebegin seslenisiyle , gülüsüyle uyansam yeni hayatima. Yok… Bu böyle olmayacak, bir seyler yapmam lazim. Böyle elim kolum bagli oturmaktan vazgeçmeliyim. Dizlerimin üstünden dogrulup ayaga kalkmam lazim. Kendimin karsisinda, herkesin karsisinda dimdik durmam lazim. Gözlerimi kapatiyorum ve bunu hayal ediyorum. Yaslar akiyor gözlerimden, tutamiyorum. Tutmuyorum, hiçkira hiçkira agliyorum. Korkmuyorum damlalardan artik, gözlerimden yüregime akan. Agliyorum. Agladikça azaliyor göz yaslarim. Gözlerimi açiyorum. Içimde bir ferahlik… Kendime geliyorum sanki. Kendi etrafimda ördügüm tutsaklik zincirlerimi fark ediyorum. Zaman geçtikçe her birini bir digerinin halkasina ekleyerek olusturdugum zinciri. Yapabilirim artik. Cesaretim var. Gücüm var. Yüregimde biriktirdigim sevgilerim var. Dimdik ayaktayim. Karsisindayim son kez, kendimin ve herkesin. Zincirleri kirmak lazim bazen diyorum içimden. Ve yasamaya devam ediyorum.
Nergiz Güzelgün