
G ecenin geç saatleriydi, koruluğa bakan evden sızan sönük ışık evde yaşanan çaresizliğin belki de bir ifadesiydi.
Duvara yansıyan gölgelere bakıldığında, karı kocanın mum ışığında romantik bir yemek yediği sanılsa da gerçekler hiç de sanıldığı gibi değildi.Evlenme kararı verdiklerinde ne kadarda mutluydular . Amaçları bir geleneğin zoraki tekrarı değil , biçare yalnızlığa ve yaralı yüreklerine derman olmak en önemlisi de sonsuz aşktı…
D ört yıl kadar önceydi; soğuk bir kış günü ıssız ve soğuk sokaklarda sessizce ilerleyen adamın dikkatini direkte asılı bir reklam çekti.Bu her zaman görülecek bir gazino afişiydi.Afişteki dansözü inceledi, yüzü aynı annesinin 50'li yıllardaki çekilen fotoğraflarındaki ifadesine benziyordu.Sonra annesini o ulaşılamaz edası ile haykırdığı alkolik suçlaması geliverdi aklına.Nasılda damarına bası vermişti?Duymak istemediği farkında olduğu bir gerçekti fakat alkol kendini öyle özgür hissettiriyordu ki.
Bu düşünceler içerisinde yürürken kendisini gazinonun kapısında buldu.Kapı her açıldıkça ağır bir kolonya kokusu dışarılara kadar geliyordu.Bir an için geri dönmeyi düşündü , ‘ son gemi' şarkısının usta yorumu adamı içeriye, sahnenin tam önüne çekiverdi.Oturduğu ahşap masa dışarının soğuğundan sonra sıcacık geldi rahatsız, edici bir kalabalıklıkta yoktu.Şöyle bir bakındı etrafa ,arkasına yaslanırken mırıldandı ‘ hanidir benim ..'
sözünü garsonun
-‘ne alırdınız?' sorusu kesti.
Garsona baktı
-‘Sert bir şey olsun' dedi ,kendine mi yoksa garsona mı söylediği belli olmayan bir tavırla.Garsonsa alışıktı bu duruma kafası karışık insanlar gelirdi buraya biraz içki içer bazen de olay çıkarırlardı.
Adamın gözü şarkıyı söyleyen kadına takıldı deniz kızı kostümü şarkı ile mi? yoksa hayatı ile mi? İlgiliydi .Sonra kendi hayatını düşündü, düşündü….
Garsonun ‘kanyak' sesi ile irkildi,
-'kanyak getirdim içinizi ısıtır diye düşündüm hem de sert..'
Umursamaz bir tavırla bakan adam kafası ile onaylar gibi bir işaret yaptı.Uzaklaşan Garsonun gidişini düşünceli bir tavır ile izledi gözüne birden tanıdık bir sima ilişti.Her sabah aynı saatte durakta olan ,hayatını hep merak ettiği, leylağın her tonu ile giyinen genç bayan.Karşısındaki adamın hararetli konuşmalarından sinmiş tavrı ile aynı bir korkan sincap gibi ellerini ağzının yakının da tutuyor ve engel olamadığı ağlaması ile yardıma ihtiyacı olduğu izlenimini yaratıyordu.
Kulak kabarttı, konuşmalardan aralarında yıpratılmış ve geciken bir ayrılık olduğu sonucunu çıkardı. Bir ara kadının ağlamaklı bir sesle ,
‘ben kimim? Senin için…!'dediğini duyan adam ,durakta sergilediği ile şu an izlediği kadının aynı olup olmadığını düşündü fakat yere düşen fular şüphelerini boşa çıkardı her gün sıkı sıkı bağladığı fuların ta kendisiydi.
Dinlediği ve anladığı kadarı ile kadın istiyordu bu ilişkinin bitmesini .Bu konuşma ilişkilerine son bakış için yapılan özet konuşma gibi gelişiyordu.Adam gittikçe meraklanarak sandalyesini çiftin yakınına çevirdi.Dinlenildiğini hisseden kadın daha alçak sesle konuşmaya devam etti.Adamsa pencereden dışarıya buz tutmuş galata köprü sünün heybetli ayaklarına bakıyormuş gibi yaptı.Dinlememesi gerektiğini bilse de kendini alıkoyamıyordu.Bir dikişte içkinin geri kalanını bitirdi ve garsona,
‘ sen yine getir, bu ne markaysa' dedi merakı gittikçe artıyordu.
Korkak tavrına belki de dinlendiğini hissettiği için son veren kadın korkudan yüzüne yakın tuttuğu elini indirdi.Konuşmalardan kadının metres bu ilişkininse onaylanmayan bir durum aldığını anlayan adam kendine ait tüm dertleri unutarak dinlemeye devam etti. Ayrılık kararını direnişle kabul etmeyen evli sevgili ilişkinin bu şekilde devam etmesinden mutlu olduğunu ayrılmaya gerek olmadığını masaya vurduğu elleri ile belli ediyordu.Ne idi bu karşı duruşun sebebi? kölesi miydi?süren bir evlilik vardı kadın da bunu başından beri biliyordu.
Kadın kararlı tavrı ile bitti gibi bir işaret ile hızlıca ,ağlayarak masayı terk etti, peşinden gidecekmiş gibi hamle yapan evli sevgili yerine oturup içkisine devam etti , beklide geri döner diye ….
İçkisini tam bitirmemiş olan adam hesabı istedi.Aniden açılan pencereden giren rüzgar ,ağır kolonya kokusu ,biten ilişki ve hüznü karıştırdı pencerenin kapanması ile hesapta masaya konmuştu.Parasını ödeyen adam terk edilen evli sevgiliye son bir kez bakarak yerinden doğruldu.Yanıp sönen ışıklar yerdeki leylak eşarbı hemen fark ettirdi.Eğilip aldığı, bilmediği bir sebeple cebine koyan adam soğuk sokaklarda hep olanları tahmin ederek yürüdü yürüdü ,beklide eve varmak hiç bu kadar çabuk olmamıştı.
…………………………………………………………..
25-11-2007
ŞENİZ ÇELİK
1.AŞAMA 1.ÖDEVİ
