Söz

Mutlu isyankâr in sik sik çikmaz sokaklar dan geçen ve hiç bitmeyecek özgürlük arayisiydi bu. Yavasça dogruldu, “ neresi burasi ?” dercesine etrafina bakindi. Az sonra kuyu yu gördü, “ bu bir saçmalik” dedi içinden. Kapanis böyle mi olmaliydi? Hayir, bunu kabul edemezdi. Onca kavsak tan, on yüz diyardan bu dipsiz delik için mi geçmisti? Yorgun du, yas tutmak istiyordu sanki bir tarafi. Ama içindeki anne sinden yadigâr hosluk buna izin vermiyordu. “ Biri beni dinlesin ” diye bagirdi kuyuya, biri beni dinlesin! Hah! Kelebekler yüzemez mis, iste gösterecegim size! Bu ne düs, ne düste kibir . Bunun adi yeniden dogus ve benim adim huzur . Gelin gösterecegim size!

Hiçbir seyi umursamamacasina bekleyebilirdi. Ama kimse gelmedi. Durdu, düsündü. Yüzünde bir gülümseme belirdi. “Sansli velet” , dedi kendi kendine: “ En sempatik çocuk tun, ruhun hep kadinsi ydi. Kimse senden tiksinti duyamazdi ki. Sen ne bilirsin igrenmeyi…”

Söz verdi kendine. Ama kimse neye söz verdigini hiçbir zaman ögrenemedi. O günden sonra bir daha görünmedi. Sözüyle birlikte sir oldu.

Ali Ersan Karadeniz