SESSİZ ÇIĞLIK
Direnişim boşunaydı biliyorum...Sanki bir boşluğa düşmüş,karanlığa doğru sürükleniyordum .Sessiz çığlığımı duyurmak için çırpınırken,bir deniz kızı kadar çaresizdim.Biliyorum, kibirli yüreğinin benden çok uzaktaki tapınağında bir sufi kadar huzurlu olduğunu düşünüyordun artık...Beni sana bağlayan yaşam köprüsünü yıkarken acımasızca,sonumu hazırladığını bilmiyordun belki de... Sorun sadece sensin demiştin,oysa ki içimde uçuşan kelebeklerin masum dansıydı benim sevgimin referansı... Bu dans ne kadar gerçekse ben de o kadar gerçektim ama “anlat,anlat!” derken alaycı gülümseyişinle beni pinokyo gibi gördüğünü anlamıştım ve asla inanmayacağını...Sen söylerken son sözlerini aramızda geçen pandomimler geldi aklıma! Salsa dersinde gögöze gelmiştik ilk kez, su perisine benzetirdin beni dans ederken.Gördüğünü düşünmüştüm gerçek beni,yanılmışım...Sen otur tapınağında şimdi umarsızca! Namlunun ucundakiler gibi hissedeceksin bir gün kendini,pişmanlık sardığında tüm benliğini...
Defne Balçık