ŞİZOFREN AŞK


Genç güzel bir kız yaşamla ve kendisi ile barışık, kendine güvenen bir kişilik yapısıyla ailesiyle huzurlu bir yaşam sürüyordu. Mutluydu .O karşısına çıkana kadar.Yakışıklı,ciddi ama gülümseyen bakışları olan uzun boylu adam.

Onlar; bir kafede arkadaşlarıyla otururken tanışmışlardı.Çok etkilenmişti genç adamdan.İlk görüşte aşk'mıydı yaşadığı; anlam veremedi duygusuna .İçinde bir titreme ,bir heyecan ayaklarını yerden kesercesine bir coşku vardı içinde.Güzel bir sohbet sonrası ertesi günün randevusu bu heyecanı daha da arttırdı.

Tekrar görecekti genç kız.O gün ayna karşısında onu etkileyen adama güzel görünmeliydi.Makyajlar yapıldı,parfümler sıkıldı ve artık hazırdı. Kız kırmızı gümüş tokasıyla,ayağındaki kırmızı papuç ve siyah elbisesiyle o kadar güzel görünüyordu ki gencin gözlerini kamaştırdı o buluşmada. Kırmızıyla siyahın uyumu , muhteşem görünüyordu.Yakışıklı genç,kıza ‘Çok güzel görünüyorsun'dedi.Biraz utangaç ,gülümseyen bakışlarla genç kız teşekkür etti.Hoş gidiyordu sohbetleri.Ancak sohbetlerde bazı konuşmaların tutarsız oluşu genç kızın dikkatini çekmişti ama bir anlam veremedi ,içindeki heyecan ve sevgiyle kayboluyordu bu tutarsızlıklar.


Defalarca devam etti bu buluşmalar.Artık ailesiyle tanıştırmak istiyordu genç kız sevgilisini.Psikolog olan annesiyle bir öğle yemeğinde buluştular. Yemek sırasında genc kızın mutluluğu genç adamın ise biraz heyecanlı olduğu annenin gözünden kaçmadı.Bunun dışında psikolog olan anne; çok yabancı olmadığı bir durumla karşılaştı ve genc adamın tutarsız odaklanamayan şizofrenlik tanısına uyan hareketleri ile bir an duraksadı konuşmalarında.

 

Eve dönüşte anne tereddütlerini ve görüşlerini kızına anlatmasına rağmen ; kız onu çok sevdğini hiçbir gücün onu ondan ayıramayacağını söylüyordu.Annesine ‘Neresini beğenmedin o çok iyi biri' diye savunuyordu.

Kızının bu ısrarcı daranışları karşısında ;genç adamın ailesini tanımak istedi ve bir gün bir beş çayında genc adamın evine konuk oldu psikolog Anne.Genç adamın bir şizofren hastası olduğu annesi tarafından doğrulandı.Herkesten sakladıklarını ama artık yoruldugunu söyledi kadın. Psikolog anne bunu duyunca yıkıldı ve doğruca kızının yanına gitti ve anlattı durumu kızına.Annesine inanmadığını bu olamaz dedi ve her zaman onun yanında olacağını söyledi öyle bile olsa ‘Ben onu bırakmam tedavisini üstlenirim ne olursa olsun bırakmam onu' diyordu.

 

 

 

 

 

Annesi ne yapacağını şaşırdı kızını bu çocuktan nasıl kurtaracaktı babası keşke yurt dışına gitmeseydi belki başa çıkabilirdi. Çaresizlik öldürüyordu kadını.Bir gün kadın evde yokken genç kız o gençle kaçmaya karar verir genç kız genci o kadar seviyordu ki herşeyi göze almıştı.Hiçbir şey umrunda değildi.Annesinin sözlerine kayıtsız kalır.Gözü o gençten başkasını görmez ve kaçarlar.Kadın eve geldiğinde kızının kıyafetlerinin olmadığını ona ait hiç bir şey olmadığını görür ve çılgına döner.

 

Başına geleceklerden habersiz,bir sevdanın peşinden evi terkeden kızının bu davranışı anneyi yeteri derecede tedirgin etmiştir.Bir şeyler yapılması gerektiğini düşünen psikolog anne,tekrar oğlanın annesinin evine gitti. Oğlanın annesi oğlum ilk defa mutlu oldu onları ayırmak doğru değil belki bu sevgi onu iyileştirir olamazmı! diye savunuyordu oğlunu .Oğlum iyi ilaçlarını düzenli kullanıyor ve gelinim mutlaka ona iyi bakar diyip duruyordu.Kızın annesi doğal olarak razı değildi çok huzursuzdu. Ürkek, eli kolu bağlı çaresiz kayıtsız bir şekilde durulmamalıydı.Oğlanın annesi de kayıtsız kaldığı için bu duruma doğal karşıladığı için de daha da üzülüyordu.

Rahme dönüş olsaydı keşke diye düşündü.Oğlanın annesi ‘sakin olmalısın biliyorum seni çok iyi anlıyorum ama oğlum o kadar kötü değil kızına bir zarar gelmez bende elimden geleni yaparım diyordu.Kadının içten içe korkuyordu kızın acı çekeceğini biliyordu ama kızın annesine belli etmiyordu.Kızın annesi kızım çok saf o daha hiçbirşeyin farkında değil aşkın gözü kör olmuş göremiyor ne yapacağını bilmez dedi.

 

Aradan günler aylar geçti genç kızdan ve genç oğlandan ses seda yoktu.Hiç bir şey yapamamak onu daha çileden çıkartıyordu belki kız mutluydu belki de mutsuz hiçbişeyden habersiz bekliyordu bulunmayı bekleyen bir göl gibi bekliyordu.Kendisini sokağa attı kızını aramak için yollara düştü.Bir çok kuş,martı geniş kanatlarıyla uçuşuyorlardı.Kadın onlara bakıyordu kızımı bulun dercesine sanki onlara yalvarıyordu.

Gülün kaderi vardır ya, solar onun gibi gittikçe soluyordu kadıncağız.Umudu kalmamıştı artık zaman gittikçe ilerliyordu acaba kıza ne olmuştu mutlumuydu, huzurlumuydu.Kadın bir banka oturdu kuşların cıvıltısı ona iyi geliyordu kuşlar ona sanki bişey anlatırdı kızın iyi dermiş gibi mutlu mutlu uçuyorlardı. Hissediyordu kızı mutluydu. Kalkıp yeniden gelseydi annesinin yanına daha da mutlu olacaktı.Ne kadar kızım iyi diye düşünsede bazen aklına kötü şeylerde geliyordu ya iyi değilse hislerim yanıtmasın lütfen allahım diye dua etti.Ben kızımsız yaşayamam onsuz yapamam diye kendi kendine konuşuyordu.Oturduğu banktan kalktı ve markete doğru yol aldı ümidini kaybediyordu gittikçe.Bir psikolog deprosyona girermiydi diye düşündü önce ama evet Depresyona girmişti.

 

 

 

 

 

 

 

 

Marketten şarap aldı unutmak için içmek istiyordu eve gitti ve şarabını açtı. Şişeyle tek başına kalıp her şeyi unutmak istiyordu içindeki bu durumdan arınmak ve tam içerken kapı çaldı ‘kimsin' dedi kadın ağlayan sesiyle. ‘Benim annecim' diye bir ses geldi kapıdan kadın sevinç çığlıkları atarak ‘kızım ! ' diye bağırdı. ‘Sensin iyisin şükürler olsun' diyerek sarıldı kızına.'Annecim sana onu da getirdim eskisinden daha iyi tedavisini oluyor anne onu çok seviyorum beni anla' dedi.Annesi; ‘Bende yardımcı olcam yeterki sen mutlu ol ve beni bir daha terke etme' dedi.Kız;'Sen merak etme herşeyin üstesinden geleceğiz senden çok özür diliyorum anneciğim beni affet' dedi.Annesi Ben seni çoktan affettim canım kızım' diyerek sarıldı.genç kız annesine sana kahve yapayım içelim ve gence de sen otur ben geliyrum diyerek mutfağa doğru gitti ve 3 kişilik kahve yaptı ve kahvalerini içtiler. Kahve telvesi bir kahvenin kırk yıl hatırı var deyişini hatırlattı.İçinde hüzün yerine bir coşku ,mutluluk ve huzur vardı. Saklı beden inde hiç hissetmediği kadar titreşim vardı.Kızına döndü; ‘kızım iyice düşün taşın evlenmeyi sonra düşün evlenirsen mutlu olamazsın şizofreni hastalığı öyle kolay bir hastalk değil iyileşmez şimdi sana zarar vermiyor ama ilerde zarar verebilir bunları iyi düşün' dedi.'Anne doktora gittik psikiyatriste gittik her şey yolundaymış zarar vermeyen çeşidiymiş. Anlattılar kendi yarattıkları dünyada yaşarlarmış.takip edilirlermiş.Onlarda herşey hayalmiş zekilermiş zekalarında bir problem yokmuş.Şizofreni hastalığın bir çok çeşidi varmış evet senin dediğin zarar veren çeşidide varmış ama bu onda yokmuş zarar veren çeşidi değilmiş.Sen merak etme o iyi olacak' diye annesini rahatlatmaya çalıştı.Kadın çaresiz peki dedi gerçekleri kendisinin görmesini istiyordu.

 

Bir gün mutlaka anlayacaktı.Kadının mutluluğu gözlerinden okunuyordu kızı yanındaydı ya ona her zaman yardımcı olacaktı o yüzden kızın üstüne gitmiyordu.Kızı hep yanında olacaktı bunu biliyordu.Kadın,kızının doğumunu ve doğum sonrası mutluluğu nu hatırladı.

 

Sevginin şizofrenler üstündeki olumlu etkisininin tecrübesi görülmeye değerdi.

 

 

Arife Damla Ulukaya