ÖDEV: I. Aşama Cumartesi saat: 14.00 Remziye ALTINTAŞ

Giyotinle Kesmede İki Boyutlu Dilme Probleminin Çözümü İçin Yordamsal Bir Yaklaşım

 

Neden alçak sesle konuşuyorlar? Nedir bu uğultu? Böyle mi olacaktı? Hayır, alçak sesle konuşmuyorlar; henüz uzaktalar. Çaresiz bulunmayı bekleyen bir göl gibi ürkek beklemedeyim. Henüz vakit gelmedi. Allah kahretsin! Bütün söylediklerini anlıyorum. Duymak istemiyorum vahşi çığlıkları. Bir kelime bile duymak istemiyorum. Bunlar insan sesi olamaz.

 

Ahhh! Ellerimi kullanabilseydim…

 

Şimdi durup dururken bu gülümsemede nerden çıktı? Gülemeyeceğimi sanıyorlar; ya fark edilirse… Fark etsinler de bu işkence son bulsun. Yok yok fark etmesinler.

İnsan nasıl kaybolabilir? Kimselere görünmeden kaçabilsem.

 

Ahhh! Ellerimi kullanabilseydim…

 

Başka şeyler düşünebilsem. Ben duygulu, huzurlu, coşku dolu , kendine güvenen, muhteşem biriyken…

 

Ahh! Ellerimi kullanabilseydim…

 

Kırmızı gümüş ten geniş kanatlar ım olsa onları da bağlayabilirler miydi?

 

Ahhh! Ellerimi kullanabilseydim…

 

Yalnız benim başıma gelir böyle olaylar. Suçlusunda ondan. Onlar daha suçlu. Bu senin suçunu azaltmaz. Midem bulanıyor. Böyle bir durumda depresyon a girdim diyemem ya! Şizofren olsaydım ellerim bağlanmazdı. Uff! Kafam kaşındı. Başımdaki kukuleta bitlimi ne?

Şimdi evde olmak vardı. Banyodan yeni çıkmış çiçekli bornozumun yumuşak kıvrımlarında saklı beden imle yatağa uzanmak. Ellerim özgür. Şişeyle tek başına.

 

Allahın cezası kulak. Her şeyi duyuyor. İçimde bir boşluk var. Her sabah kalkıp yeniden okula gitmek istemediğimde giderken duyduğum boşluk gibi; her sabah o siyah simsiyah podye dedikleri siyahın uyumu uyumun uyumu o iğrenç formayı giymek gibi…

 

Ahhh! Ellerimi kullanabilseydim…

 

Sesler yaklaştı. Burnumun dibine kadar geldi. Burnumda seslerin kokusunu duyabiliyorum. Az kaldı. Ne kadar çok koku sesi varmış. İnsanın gözleri özgür olmayınca kokuların sesi…

Evet! Başlıyor. Ne yapalım gülün kaderi de buymuş.

 

Arınmak, mutluluğun doğum sancısı, rahme dönüş … Bu durumda böyle şeyler düşünülür sanırdım. Ama ben sadece kahve telvesi düşünüyorum.

 

Garip;

İnsanoğlu ya da kızı.

Şu giyotin denen alet boynuma inerken ben kahve telvesi si si si iiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiii