Alkolik bir babanin tek ogluydu. Bugüne kadar hiç kiz arkadasi olmamisti.Tam bir sessizlik içinde geçirmisti hayatini.Ta ki o dansöz kiza rastlayana kadar. Biçare terk-i diyar ederken,bindigi son gemide rastlamisti ona. Deniz kizi koymustu adini.Iste o an umursamazlik içinde yasadigi hayati degisti.Onun için ask artik ulasilamaz degildi. Kölenim diyecek kadar kapilmisti bu kiza.Ilk bakista ask dedikleri bu olmali diye düsündü.Ama bir türlü duygularini anlatamiyordu. Korkan sincap gibi tir tir titriyordu sevdigi kadini uzaktan görünce. Tanriça kadar güzeldi kadini.
Ben kimim ? Onun yanina yakisir miyim? Ya beni begenmezse? Bu düsünceler onu yiyip bitiyordu. Direnis göstermenin anlami yoktu, asikti iste.Artik onun için tek amaç sevdigi kadinin karsisina çikarak duygularini dile getirmekti. Korunun içindeki köprüden geçerek sevdigi kadinin yasadigi eve geldi.” Özgürlük denilen sey sevdigim kadinin yanidir” diye geçiriyordu aklindan. Karsi durus çok önemliydi.Çevresine ve kendisine son bakisini yaptiktan sonra artik hazirim diye düsündü.Olmazsa son çare olarak yarali kus misali önünde yigilir kalirim,o da dayanamaz beni kucaklar ve içeri tasir.Keyfi yerine gelmisti.Kapiyi çalarken artik sarki bile mirildaniyordu.
Hanidir benim…..